EBRU

Tekniği itibarıyla ebru, doğal boyaların, ebrucu tarafından fırçalar yardımıyla, kıvamı artırılmış bir sıvı üzerine serpilmesi ile oluşturulan desenlerin sıvının üzerine kapatılan bir kağıda aktarılmasıyla gerçekleştirilen bir kağıt bezeme sanatıdır. Ancak günümüzde bu tanımın dışında da pek çok çalışmanın yapıldığını görüyoruz. Bunun kaçınılmaz olduğunu söylemek doğru olmakla birlikte, bu durumun sebep olduğu karmaşanın önüne geçebilmek için bazı konuların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

 

Batı sanatları ile İslam sanatlarının çıkış noktaları ve amaçları farklıdır. Sanatın çıkış noktasında Batı sanatçısının amacı çevresini aynen resmetmek endişesi olmuşken, İslam sanatçısının sanatını icra noktasındaki amacı ise Allah’ın kelamını, Peygamberi’nin sözlerini ve hayatını, bunların yazıldığı yerleri ve okunduğu mekanları Allah’ın ve Peygamberi’nin yüceliğine yakışır bir biçimde süslemektir. Ebru da diğer gelenekli sanatlarımız gibi Allah kelamının yazılacağı kağıtları, ciltleri ve levhaları en güzel biçimde süslemek endişesiyle icra edilmiştir.

 

Bu farklılıklar ışığında “Batı sanatlarına bakış açısını ve Batı sanatları için kullanılan terminolojiyi ve ıstılahları gelenekli sanatlarımız için kullanamazsınız” cümlesi anlam kazanır ki; “hep aynı şeyler tekrarlanıyor hiç yenilik yapılmıyor, o halde ebru sanat değil zanaattır” veya “yenilik yapılmazsa bu sanat kaybolur, gelişemez” söylemlerinin ardına sığınarak ebrunun geleneğine ve ruhuna aykırı yenilikler denemek doğru değildir.

 

Ebrunun teknik tanımı dışında yapılan çalışmaların farklı bir şekilde isimlendirilmesi, ebrunun dejenere olmasının önüne geçecektir. Ebru da karakalem, suluboya, yağlıboya, hava tabancası gibi bir boyama tekniğinin adıdır. Ancak bu teknik kullanılarak yapılan her şeyin ebru olarak isimlendirilmesi ebrunun dejenere olmasına sebep olmaktadır.

 

Sözgelimi;

  • Türk süslemesinin ana unsurları olan rumi ve hatayi motiflerini asla aynı dal üzerinde kullanamazsınız veya minyatürde bir padişahı gerçekte boyu çok kısa bile olsa vezirinden daha küçük çizemezsiniz.
  • Gelenekli sanatlarımızın hiçbirisi duyguları ifade için yapılmaz.
  • Bizim sanatlarımız taklitle yani meşkle öğrenilir. Önce ustalar taklit edilir. Taklitte çok başarılı olmadan kendi tavrınızı, tarzınızı, üslubunuzu oluşturamazsınız.
  • Bizim sanatlarımızın icracıları her şeyden önce Allah’a kul olduklarının bilinciyle sanatlarını icra ederler, dolayısıyla bizim sanatlarımızda özgürlüğün hudutları “Allah’a kullukla” sınırlıdır.

 

Yapılan her iş bir emeğin karşılığıdır ve insanlar dilediklerini diledikleri gibi yapmakta özgürdür ancak bu sanatı geliştirmek adına bilinçsizce yapılan yenilik denemeleri, suyun üzerinde yapılan resimler ya da gördüğünü aynen resmeden çalışmalar ebru olarak değil “ebru tekniği ile yapılmış resim” olarak isimlendirildiği takdirde şu anda var olan kavram kargaşası da sona erecektir.

 

Alparslan Babaoğlu

Emekli Öğretim Üyesi

Sanatçı