KATI’

Tarihi iki bin yıl öncesine dayanan kağıt oymacılığı günümüzde dünya çapında giderek daha çok ilgi gören bir sanat olarak dikkat çekmektedir. Bunun sebeplerinden biri birçok ülkenin kültüründe kağıt oymacılık sanatının yer alması, bir diğeri de dijital dünyanın ister istemez kağıda bakış açısını değiştirerek, kağıdı günlük hayatta sık kullanılan yazı gereci veya kitap sayfası olmaktan çıkartıp, sanat değeri taşıyan bir malzeme olarak yeniden konumlandırmasıdır.

 

Yaşayan geleneksel sanatlarımızın her birinin köklü bir geçmişi, ustadan çırağa emanet edilerek yüzyıllar boyunca aktarılmış kültürel mirası vardır. Kitap sanatlarımız içinde önemli bir yere sahip olan Türk ince kağıt oymacılığı köklü bir geçmişe sahip olmasına rağmen kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

 

Arapça kökenli katı’ kelimesi “kesmek” anlamındadır. Kağıt veya deriden kesilen yazıların, motiflerin yine kağıt, deri veya ahşap bir zemine yapıştırılması ile elde edilir. On dördüncü yüzyılda İslam cilt sanatında nadide deri oyma eserlere rastlanırken, on beşinci yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlılar’da kağıt oymacılığı şeklinde gelişme göstererek geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde büyük ilgi gören katı’ sanatında daha sonraki yüzyıllarda da eserler verilmiş, fakat on dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde eserlerde nicelik ve nitelik olarak azalma olmuştur. Yirminci yüzyılda Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’in öncülüğünde katı’ sanatı araştırılıp tekrar uygulanmaya başlamış, bu çabalar sonucunda günümüze kadar ulaşmıştır.

 

Türk ince kağıt oymacılığının kendi kimliğini kazanışı, bu sanatın tarihi gelişimi incelenerek gözlemlenebilir. Kitap ciltleri, titizlikle oyulmuş hat yazıları, kat kat çiçek ve ağaçlardan oluşmuş bahçeler, yazı çekmeceleri gibi farklı uygulamalar günümüze kadar ulaşmış zengin kaynaklardır. Bu örnekler sayesinde günümüz oyma eserlerini incelerken katı’ sanatının mirasının izlerini daha sağlıklı olarak arayabiliriz. Ülkemizde farklı kültürlerin kağıt oyma ekollerinde son derece kaliteli eserler ortaya koyan sanatçılar da bulunmaktadır ki bu bizim için şüphesiz bir zenginliktir. Ancak, kendimize özgü katı’ sanatımızın devamlılığını sağlamak, sanatımızı en güzel şekilde icra etmeye çalışmak günümüz katı’ sanatkarlarına düşen öncelikli bir görevdir. Sanatın aynı zamanda tanıtılması, paylaşılması gerektiğinden, bu amaçla yapılan çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Geleceğin Ustaları” yarışması geleneksel sanatlarımıza teşvik ve destek sağlayarak, hep beraber kültür mirasımızı ileriye taşıyabileceğimizin yaşayan bir örneğidir.

 

Esma N. Akoğlu

Sanatçı